Fizyolojik profilleme yapıldıktan sonra elimizde sadece rakamlar kalmaz; bu rakamlar bize sporcunun **"Güç-Süre Eğrisi"**ni ve hangi antrenman yüküne nasıl tepki vereceğini söyler. İşte bu verileri sahaya yansıtma yöntemleri:
Genel geçer formüller (örneğin: $220 - \text{yaş}$) %20'ye varan hata payları içerir. Profilleme sonrası bölgeleriniz şu şekilde netleşir:
Recovery (Toparlanma) Bölgesi: Laktatın bazal seviyede kaldığı, kasların onarıldığı bölge.
FatMax (Maksimum Yağ Yakımı): Vücudun karbonhidrat depolarını koruyup en yüksek yağ oksidasyonunu yaptığı nokta. Genellikle uzun mesafe dayanıklılık antrenmanları burada kurgulanır.
Threshold (Eşik) Bölgesi: Yarış temponuzun belirlendiği, LT2 (anaerobik eşik) civarındaki çalışmalar.
Profilleme sonucunda VLaMax değeriniz yüksek çıktıysa ancak bir maraton koşacaksanız, antrenman stratejiniz tamamen değişmelidir:
VLaMax'ı Düşürmek İçin: Uzun süreli, düşük yoğunluklu "Sweet Spot" antrenmanları yapılır. Amaç, vücudu karbonhidratı idareli kullanmaya zorlamaktır.
VLaMax'ı Yükseltmek İçin: Eğer bir pist bisikletçisi veya kısa mesafe yüzücüsüyseniz, çok kısa ve tam güç (all-out) sprintlerle bu değeri yukarı çekerek patlayıcılığınızı artırırsınız.
Fizyolojik profilleme, hangi tempoda dakikada kaç gram karbonhidrat yaktığınızı söyler.
Örneğin; yarış temposunda saatte 90 gram karbonhidrat yakıyorsanız, midenizi bu miktarı sindirmeye antrenmanlarda alıştırmanız gerekir. Bu veri olmadan yapılan beslenme planı, yarışın ortasında "duvara çarpmanıza" (bonking) neden olabilir.
Laboratuvar veya saha ortamında yapılan bu testler genellikle şu aşamalardan oluşur:
Kademeli Artış Testi (Ramp Test): Eforun her 3-4 dakikada bir kademeli olarak artırılması. Bu sırada her aşamada parmak ucundan küçük bir kan örneği alınarak laktat seviyesi ölçülür.
Maksimum Sprint Testi: Sporcunun 15-20 saniye boyunca verebileceği maksimum gücü ölçerek glikolitik kapasiteyi (VLaMax) belirlemek.
Veri Analizi: Elde edilen laktat, kalp atım hızı ve güç (watt) veya tempo (pace) verileri özel yazılımlarla birleştirilerek sporcunun metabolik haritası çıkarılır.
Fizyoloji statik değildir; antrenman yaptıkça gelişir. Bu yüzden elit sporcular bu profillemeyi yılda en az 3 veya 4 kez (hazırlık dönemi başı, yarış öncesi ve sezon sonu) tekrarlayarak programlarını güncellerler.